Hepimizin hem fikir olduğu konu ve 21. yüzyılın en güncel başlığı dijitalleşme ve teknoloji. Devletlerin önemli bütçeler ayırdıkları, BSH gibi uluslararası, büyük firmaların departmanlar kurup odaklandıkları, bireylerin merak içinde gelişmeleri izlediği ve ayak uydurmaya çalıştığı günümüzün en önemli konu başlığı…

Bugüne kadar birçok arkadaşım, yazar ve bloger bu konu üzerine makaleler yazdılar, düşüncelerini paylaştılar. Ben de bu yazımda, teknolojiye, dijitalleşmeye değineceğim, ancak daha çok konu edilenden farklı olarak; insanlar üzerindeki etkisinden ziyade, hepimizin var olup olmamasını sağlayacak olan esas belirleyici “doğa” üzerindeki etkilerine, kısacası “enerji tasarrufu ile sürdürülebilirliğe nasıl katkı verilebilir?” konusuna dikkat çekmeye çalışacağım.

İklim değişikliği alarm veriyor!

Artan nüfus, büyüyen çöp dağları, kirletilen denizler, yok edilen ormanlar, azalan tarım alanları, dikey yapılaşma, değişen iklimler, küresel ısınma, ozon tabakasının delinmesi, eriyen buzullar, tükenen canlı türleri, GDO’lu ürünler, bilinçsiz avlanma, çarpık yapılaşma, hidroelektrik ve nükleer santraller vb. gibi daha birçok oluşum; hepimiz için, artık çok ciddiye almamız gereken bir “iklim değişikliği” problemi yarattı… Lütfen bu linkten Dünya Ekonomik Forumunun “Küresel Riskler Raporu 2019” a göz atın. Şuradan da kısa bir özeti Türkçe okuyabilirsiniz. 

Tüm bu saydıklarım ve daha da eklenebilecek sayısız, irili ufaklı, doğaya zarar veren etkilerimize baktığımızda doğanın bize teşekkürle tepki vermesini beklememiz pek akılcı değil. Her geçen gün yaşadıklarımızla ve dünyanın çeşitli yerlerinden gelen haberlerle görüyoruz ki Doğa Ana, bu yaptıklarımıza doğal afetlerle sert şekilde uyarı ve cevap veriyor…

Küresel ısınmanın 1,5ºC’de sınırlandırılması gerekiyor!

08.10.2018 tarihinde yayınlanan ve hükümetler tarafından onaylanan IPCC’nin ( hazırladığı  “1,5ºC Küresel Isınma Özel Raporu Politikacılar Özeti” küresel ısınmanın 1,5ºC’de sınırlandırılması için toplumun her alanında hızlı, geniş kapsamlı ve benzeri görülmemiş değişiklikler gerektiğine dikkat çekiyor. IPPC, Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli’nin kısaltması ve 1988 yılında Birleşmiş Milletler'e bağlı olarak faaliyet gösteren bir uzman kuruluş. 

Hükümetler tarafından Güney Kore’de onaylanan 1,5ºC Küresel Isınma Özel Raporu’nda öne çıkan başlıklar şu şekilde sıralanabilir:

– İnsanlar, dünyanın, sanayi öncesi döneme göre yaklaşık 1ºC ısınmasına sebep oldu. Küresel ısınma şimdiden, kuraklık ve seller gibi aşırı hava olayları, deniz seviyesinde yükselme ve Kuzey buz denizinin erimesi olarak etkilerini göstermeye başladı.

– Sera gazı emisyonları mevcut şekilde devam ederse, küresel ısınma 2030 ile 2052 yılları arasında 1,5ºC sınırını geçecek.

– 1,5ºC sınırı, sürdürülebilir kalkınma ve yoksulluğu önleme için kritik öneme sahip. Küresel ısınmayı 1,5ºC ile sınırlandırmak, ekolojik sistemler ve yaşam alanları üzerindeki birçok kalıcı etkinin önlenmesi anlamına geliyor.

– Bu sınırı geçmemek için küresel emisyonları 2030 yılında 2010 yılına göre %45 azaltmak ve 2050 yılında net sıfır emisyona ulaşmak gerekiyor. 

– Bu yüzden, tarım, enerji, sanayi, bina, ulaşım ve şehirlerde “hızlı ve geniş kapsamlı” dönüşümler gerekiyor.

– Şu anda Paris Anlaşması kapsamında verilen taahhütler, küresel ısınmayı 1,5°C’de sınırlandırmaya yetmiyor. Ülkelerin, en kısa zamanda taahhütlerini yenilemesi gerekiyor.

Kısacası rapor, iklim değişikliğini “içinde bulunduğumuz dönemin meselesi” olarak niteleyerek dünya liderlerini bu konuda adım atmaya çağırdı.

Dijitalleşme ve teknolojik gelişmeler ile bunları nasıl tersine çeviririz?

Dijitalleşme ve teknolojik gelişmeler ile bunları nasıl tersine çeviririz? Cevabını aramamız gereken önemli soru bu olmalı aslında. 

Mutluyum, çünkü bu yanıtı arayan, duyarlı ve çalışkan; BSH gibi Ar-Ge yatırımları ile sektörüne de öncülük eden, buluşlar yapan bir firmada çalışıyorum. Hepimizin bireylerin, Global şirketlerin çalışanları ve yöneticileri olarak yaşadığımız dünyaya ödememiz gereken önemli çevresel borçlar oluştu. Devlete vergi ödemek nasıl bir yükümlülükse ve aksi durumda cezası varsa, doğaya ve yaşadığımız dünyamıza karşı da borçlarımız, yükümlülüklerimiz birikti. Eğer ceza ödemek istemiyorsak yapmamız gerekenleri, zamanında yapmalıyız. Artık geciktirerek, görmezden gelerek geçirecek tek bir dakikamız dahi yok!

İşte bu bilinç ile üretim ve satış yapan BSH, tüm dünyada akıllara yerleşen ünlü sloganı “yaşam için teknoloji” derken aslında, tüm ürün ve hizmetleri ile doğadaki canlılara yaşam hakkı tanımamız gerektiğine vurgu yapıyor. 

Örnek olarak, sadece son yirmi yılda beyaz eşyalarda su tüketiminin %60 oranında düşmesi, elektrik tüketiminde ise %80 oranında tasarruf sağlanması otomatikman daha çok yeşil alanın korunmasına, daha çok canlının yaşam alanı bulmasına katkı veriyor. Yanı sıra, geri dönüşümlü malzemelerle yapılan üretim sayesinde doğadaki kirlilik seviyesi minimum düzeylere çekiliyor. 

Home Connect teknolojisi 

Her geçen gün daha da geliştirilen “Home Connect” teknolojisi sayesinde cihazların kullanımı ve tamiratları vb. gibi işlemler minimum enerji ile uzaktan çözebiliyor. Kısacası 

BSH, büyük bir kararlılıkla ürettiği uzun ömürlü, dayanıklı cihaz ve çözümlerle, enerji, su tasarrufu yapmaya, insanoğlunun arkasında ki çöp yığınlarını azaltmaya gayret ediyor. Bu ve benzeri sayabileceğimiz birçok patentli ürün özelliği BSH’nın doğaya dost, çevreye duyarlı yaklaşımını yansıtıyor, vede pek çok firmaya örnek, önder olmasını sağlıyor.  

Aslında dijitalleşme ve teknolojideki gelişmeler sadece ev eşyaları sektöründe değil hayatımızın birçok alanında hayatı etkiliyor. Özellikle iletişimde yaşanan kolaylıklar ve elektrikli araçlar yakıt, kâğıt tüketiminin azalmasını sağlarken, yenilenebilir enerji kullanımının her alanda yaygınlaşmasıyla, tarımda yaşanan gelişmeler ve verimliliğin artması akla ilk gelenlerden sadece birkaçı. 

Unutmamak gerekir ki; “doğa ile savaş halindeyiz ve kazanırsak kaybedeceğiz!” Bu nedenle, insanoğlu doğaya karşı borcunu ödemek için gerekeni yapmalı…

Gelecek nesillerimize yaşanabilecek bir dünya ve temiz bir doğa bırakmazsak, mal-mülk mirasının hiçbir anlamı olmayacak… 

Özetle, tüketmek için değil sürdürülebilir geleceğe katkı için çabalamalı, bu bilinci yaymalı ve hepimiz kendi çapımızda “iklim aktivisti” olmalıyız.

Yeni yazılarda buluşmak ve doğa duyarlılığının gelişmesi dileği i ile sevgi, saygılar. 

Reşat Ok

Bosch Batı Anadolu Bölgesi Kanal Geliştirme Sorumlusu
İzmir