Güven çok önemli…

İnsanlık tarihinin ilk Pandemi sırasında gerçekleşen “Anneler Gününü” geride bıraktık. Hepimiz gibi ben de sık sık “her şey aniden ne kadar garipleşti, sevdiklerimize sarılmamız bile tehlikeli hale geldi” vb. diye zihnimin içinde gezinip duruyorum…

İşte o zamanlardan birinde, anneler gününde annelerimizi sevindirmek, onları mutlu etmek, kırmamak için özel bir güne, özel bir sebebe neden ihtiyacımız olduğuna, daha doğrusu ihtiyacımız olmadığına, her günümüzün onlara adanması gerektiğine takıldım kaldım. 

Bunu, zaten hep düşünürdüm. Yanıtım da belli idi ancak Pandemi sırasında iyice emin oldum. 

Aslında annelerimiz için özel günlere ihtiyacımız yok, çünkü annelerimiz her koşulda, gözümüz kapalı güvendiğimiz, her başımız sıkıştığında ilk aradığımız, her yaşta kucağını aradığımız, başımızı okşamasından huzur duyduğumuz, arkamıza baktığımızda bizi her halimizle seven, önemseyen, kollayan, her hatamızı affeden tek insan değil? Öldükten sonra bile hayallerimizde bizi koruyan, akıl ve güven veren en güçlü dostumuz, öğretmenimiz, arkadaşımız değil?

Evet öyle, tabii ki öyle…

İşte tüm dünyanın tam anlamı ile krize girdiği, evlere kapandığı, trajedilerin, sıra dışı olayların, anlık krizlerin, iniş çıkışların yaşandığı zorlu salgın sürecinde pek çok değerimiz gibi ve belki de en başta annelerimizin kıymetini daha derinden anladık sanıyorum.

Can derdine düşünce, Pandemiye kadar alkışlamayı ihmal ettiğimiz kahraman insanları adeta yeniden fark ettik. #Evdekal süreci ilerledikçe, can kayıpları ve risk arttıkça sağlık çalışanlarına, lojistikçilere, e-ticaretçilere, çiftçilere, kuryelere, çeşitli alanlarda hayatlarımızı kolaylaştıran hizmetlilere, servis elemanlarına minnettarlığımızı belirtme yarışına girdik. Bu açılardan epeydir tozlanmış duran insani duygularımızı canlandırdığı için Pandemiye, kızmanın yanında teşekkür de eder hale geldik. 

Ve bu debdebede bir kez daha fark ettim ki aslında dünyanın en kahraman insanları annelerimiz... Çünkü tüm o kahramanlar hem annelerinden öğrendiklerini yansıtıyorlar hem de her zorlandıklarında annelerinden güç alıyorlar. Zihinlerinde ya da görüntülü telefonlarda onlara öğüt veren, onlarla iftihar eden annelerinden güç alarak dayanıyorlar, çalışıyorlar,  milyonlarca hayat kurtarıyorlar…

Biz onların can paresiyiz, her yaşta hala ve hep çocuklarıyız…

Kısacası her ne yapıyorsak yapalım, her kim olursak olalım; Hepimiz annelerimizin eseriyiz. Kimimizin yanında, kimimizin çok uzağında ve belki de melek formunda ama daima kalbimizin ta içinde, beynimizin en gizli köşelerinde, genlerimizde… Kaç yaşında olursak olalım biz onların can paresiyiz, çocuklarıyız…

Pandemide hatırladığımız bir başka yön de annelerimizin ve anne eşlerimizin tek başlarına, adeta bir şirket gibi tüm fonksiyonlarıyla evimizi, ailemizi nasıl yönettiğini gözlemlemek fırsatımız oldu.

Aynı insanın, tek bir bünyede yeri geldiğinde patron, yeri geldiğinde lojistikçi, çoğu zaman İK yöneticisi, bazen eğitimci, aynı zamanda bilge bir mentor, tutumlu bir finansçı, tatlı-sert bir yönetici, titiz bir temizlik görevlisi, eşsiz bir aşçı, yaratıcı bir motivasyon ajansı, sıkı bir performans takip direktörü gibi çalıştığını görmek, sanırım hepimizin saygısını kat kat arttırdı. 

Sonuç olarak annelerimiz her şeyimiz. Onlar, tek bir gün ya da arada sırada değil; daima başımızın içinde ve üstünde olmayı sonuna kadar hak eden gerçek kahramanlarımız.

Gururla çalıştığım BSH; yurt içinde de yurt dışında da hem BSH’de çalışan hem de evlatları BSH’de görev yapan annelere ve genel olarak tüm kadınlara duyarlılıkla dokunan, yardımcı olan, onları gözeten öyle güzel uygulamalar yapıyor ki her seferinde şirketime bir kez daha sevgi ile bağlanıyorum.

O yüzden bu yazıyı özellikle anneler gününde yayınlamak istemedim. Bir gün değil her gün onları mutlu etmek, şaşırtmak için üzerinden zaman geçsin istedim. Ve bu eylemlerim sürecek. :) Sizin de, öyle değil mi?

İyi ki varsınız eli öpülesi her yaştaki annelerimiz. :)

Sağlıcakla kalın.

Yüksel Emre Baran

Kuzey Anadolu Bölge/Perakende Satış Yöneticisi