Herkese Merhaba, 

Öncelikle Projemin ilk etabında bana her anlamda yardımcı olan başta Güney Anadolu Bölge Müdürüm Uğur Eryılmaz’a, Alan yöneticim Mustafa Çelebi’ye, dopdolu iki ay geçirdiğimiz mentorumdan öte ağabeyim, Bayi Satış Yönetmeni Mustafa Soner Arslan’a ve bütün BSH Güney Anadolu ailesine teşekkürlerimi bir borç bilir, sabırsızlıkla projemin ikinci Etabı için mezuniyeti beklemekte olduğumu bildiririm :)

Yaklaşık bir yıl önce 2015 Mayıs ayında ‘’Satış Proje Öğrencisi’’ olarak (çoğunlukla staj denilir) bir parçası olmaktan mutluluk duyduğum BSH Ailesinin, bu platformunda ilk olarak Nesnelerin İnterneti, Y Jenerasyonunu ve Y jenerasyonundan bir birey olarak Nesnelerin İnternetinin Beyaz Eşya sektörü ile entegrasyonunu değerlendireceğim :)  Keyifli okumalar dilerim…

Nesnelerin İnterneti – Internet of Things (IoT)



Internet of Things, 1991 Yılında Cambridge Üniversitesinde akademisyenlerin çalıştığı bir binada ortak kullanılan kahve makinesiyle başlayan bir serüven… 

O yıllarda henüz ‘’İnternet’’ diye bir kavram yoktu. Alt katta çalışan akademisyenlerin kahve alabilmeleri için onlarca merdiven çıkmaları gerekiyordu ve çoğu zaman kahve makinesini boş buluyorlardı. Bu durum oldukça can sıkıcı hal almıştı ve bir çözüm gerekliydi. İşte o anda kahve makinesinin dakikada üç adet görüntüsünü yakalayan ve görüntüleri bilgisayara aktaran bir sistemin tasarlanması sonucu, o an farkında olunmasa bile,  Nesnelerin İnterneti (IoT) ortaya çıktı (bu kahve makinesi daha sonra e-bay’de 6.000 $’a satıldı )

Basitçe bir tanımlama yaparsak; “Nesnelerin İnterneti, benzersiz bir şekilde URL olarak adreslenebilir şeylerin/nesnelerin kendi aralarında oluşturduğu, dünya çapında yaygın bir ağ ve bu ağdaki nesnelerin belirli bir protokol ile birbirleriyle iletişim içinde olmaları” diyebiliriz.

Nesnelerin İnterneti kavramı ilk kez 1999 yılında özel bir şirkette çalışan Kevin Ashton tarafından bir sunumda kullanılmıştı. Üyesi olmaktan gurur duyduğum İnovaTİM’in katkılarıyla 4 yıldır düzenlenen Türkiye İnovasyon Haftası  - İzmir 2015 ‘ de Kevin Ashton’ın paneline katılma fırsatım olmuştu. 

Ashton bu panelde; inovasyon yapabilmenin iki basit kurala dayandığını belirtti: 

1- İnsan Olmak ve 2-
Hep devam etmek

Ashton, inovasyonun kaynağını ilk modern insandan bugüne kadar ‘’daha iyi nasıl yapabiliriz ?‘’ sorusunda yattığı düşüncesinde. 50.000 yıl önce inovasyon, avlanmayı sağlayan yontulmuş bir taş iken şimdi Uzaya kendi kendine gidip, geri gelebilen bir araç diyor ve gelecekteki inovasyonun da Nesnelerin İnterneti (IoT) olduğunu söylüyor. 

Ayrıca Ashton, Nesnelerin İnterneti kavramının ne kadar büyük bir mesele olduğunu  açıklayabilmek amacıyla etkileyici bir metafor yapıyor; 

1 KiloByte = 1 insan, 
1 MegaByte = İzmir Saat Kulesi 
1 GigaByte = Heris Tower
1 TeraByte = x5 Heris Tower
1 PetaByte = Everst Dağı
1 EksaByte = Batı Türkiye
1 ZetaByte = Tüm Avrupa
 İnternet of Things = Tüm Galaksi, 

2013 yılında internette var olan bilginin toplamı Batı Türkiye kadar iken, 2015’de ise tüm Avrupa kadar olmuş.
Bu üssel artış tabii ki sorunları ve beraberinde fırsatları da getiriyor. Hayatımıza “Bilgi Kirliliği, Data Mining” gibi 21. Yüzyıla has konular, sorunlar, çözümler giriyor, çünkü artık bilgisayarlar, nesneler de kendileri için bizden bağımsız bilgi toplayabiliyorlar.  İşte buna “Internet of Things” diyoruz...


Ashton’un tahminine göre; 2020‘de 50 Milyar nesne birbiriyle bağlantılı olacak ve aslına bakarsanız bu trendi görmemek sıradan insanlar için bile neredeyse imkânsız hale geldi…

Nesnelerin İnterneti Kullanım Örnekleri:

Bosch Home Connect: Hafta sonu blogdan öğrendiğim ve büyük heyecan duyduğum haber! Home Connect 2016 sonunda Türkiye’de. İşte hep anlatılan hayal kurduran ve nesnelerin internetinin Her Yerden Herkesle, Her Zaman ve Her Nesne olduğunu kanıtlayan teknoloji (Videosunu izlemek için bu linke tıklayınız) 

- Avusturalya’da insanların yaşamaya pek sıcak bakmadıkları yerlerde Madencilik İşletmelerinde kullanılan uzaktan kontrol edilebilen iş makineleri.

- Tesla Model S – Auto Pilot; Aplikasyon sayesinde tek tık ile otomobiliniz sizi alıyor.

- 2014 yılında Afrika’da yayılan ve dünyamıza büyük bir tehdit saçan Ebola Virüsüne karşı yapılan çalışmalarda, Afrika’daki insanların cep telefonlarının sinyal veri haritalarının çıkarılması sonucu hastalık kontrol altına alınabildi.

Nesnelerin internetinin seyri bu şekilde, peki ya üzerine uzunca çalışmalar yapılan Jenerasyonlarda durum nasıl?..

Üzerine sayısız çalışmalar yapılan ve  hala popülerliğini koruyan kavram, jenerasyonlar. Bu ayrım basitçe  X,Y ve Z olarak yapılıyor. 

Hali hazırda X kuşağı
1965 – 1979 arası doğanlar olmakla beraber X’ler yeniliklere adapte olmaya çalışırken bir yandan sabırla iş hayatlarında kademe atlıyorlar. 

Benim de dahil olduğum :) Y’ler ise  1980 – 2000 arası doğanlar. Her ne kadar böyle düşünmesem de, İş hayatında hemen yönetici olmayı ve para harcamak için çalışmayı tercih ettiğimiz söyleniyor.

Son olarak, sürekli eleştirdiğimiz Z’ler 2000 yılı ve sonrası doğanları kapsıyor. Şu an en büyükleri 16 yaşında. Fakat ben Z’lerden çok umutluyum çünkü bu çocuklar çılgınca kod yazabiliyor hatta aplikasyon üretip bunu İOS ve Android’e yükleyebiliyor…








Y Jenerasyonu – Generation WHY (Y harfi İngilizcede why diye okunduğu için… Ve tabii çok meraklı oldukları için…)

Y’ler teorik olarak X Jenerasyonundan sonra gelen, 1980 ve 2000 arası doğan, çoğunluğu ekonomist olan, dünyanın dört bir yanında ülke insanlarının birlikte yarattığı bir anlamda da dünyanın ilk global jenerasyonu. 

Bu açıdan bakınca Global Jenerasyonun çok önemli değişimlere neden olduğunu düşünüyorum. Örneğin pazarlama stratejileri açısından bakıldığında, özellikle çok uluslu şirketlerde sıkça dile getirilen ve hedeflenen “Glokalizasyon = Yerelleşerek, Globalleşme’’ bunlardan bir tanesi mesela.

Y Jenerasyonu için en önemli dört ana belirleyicisi;

- İletişim (Communication) 
- Medenileşmek (Civilization)
- Teknoloji ve 
- Globalizasyon

Aslında bu değerler, önemli durumlar nesiller boyunca özünde çok da değişmiyor. Sadece araçlar, ortamlar farklılaşıyor. Örneğin, ebeveynlerimiz tavla, poker oynarken, kahvelerde, ev sohbetlerinde sosyalleşirken biz bilgisayar oyunları ile sosyalleşiyoruz. 

Y nesli olarak bizler belki de şu ana kadar gelen nesiller içinde en eğitimli, en medeni, teknolojiye en açık, bilgiyi hızlıca kaynağından öğrenebilen, en global ve en çok dünyayı keşfetmeye çalışan insan topluluğuyuz…

Y Jenerasyonu ve Teknoloji…
 
Buraya kadar Nesnelerin İnterneti ve Y Jenerasyonundan söz ettim. Oysa şimdiye kadar bilgisayar, cep telefonu ve internet devrimini konuşuyorduk. Birkaç yıl içinde her şey hızla değişti ve üniversite hayatımın sonuna geldiğim şu günlerde; derslerimde, sınavlarımda ve panellerde artık inovasyon, Bilgi Çağı ekonomisi ve teknoloji gibi kavramlar konuşulmaya başlandı. 

İnovaTİM üyesi olarak Mart ayında İnovasyon Haftası İzmir etabında “Sosyal İnovasyon” ve “Drone Workshop” larına katılma fırsatı buldum. İki gün boyunca drone parçalarını birleştirdik ve sonunda da uçurduk. 

Diğer workshop’ta ise Alternatif  Ekonomi ve Alternatif Eğitim hakkında aydınlandık. Bence artık devrim yakın 3D Printer, Drone, Virtual Reality (Sanal Gerçeklik) ve Maker Culture gibi kavramlar artık her yerde süratle yayılıyor. Y Jenerasyonu teknolojiyi yalnızca tüketmiyor aynı zamanda üretiyor.

Hedef  Kitle Y’ler….

2014 yılında tamamladığım Dokuz Eylül Üniversitesi Girişimcilik Akademisi’nde (DEGA) aldığım İnovasyon chapter’ında , Buzdolabı içerisinde ki entegre kamera ile tükenen sütü algılayıp sipariş edebilme yetisi  konusunu  ele almıştık. ,orada 15 kişiden ikisi X jenerasyonu üyesiydiler ve yalnızca onlar bunun ‘’Mahremiyete Tecavüz’’ olabileceği teknolojinin bu kadar içimize girmemesi gerektiği yönünde yorum yapmışlardı. Ben ise buna çok şaşırmış ve anlam verememiştim. Sanırım zaten tek açıklaması da nesil farkıydı.

Ayrıca, Türkiye nüfusunun 25% ‘ inin Y Jenerasyonu üyesi olduğu (TÜİK 2014’)  ve bunların düğün yapacağı ya da ev kuracağı düşünüldüğünde Beyaz Eşya sektöründe temel tüketiciler olarak Y jenerasyonun belirleyici olacağını düşünmekteyim . Bu durumda, ağırlıklı hedef kitle: Y’ler oluyor. 

Yaşam için teknoloji!

Bu bağlamda ‘’Yaşam için teknoloji’’ mottosuyla 1886’dan bu yana tam 130 yıldır İnovasyon üreten Bosch’un 2016 sonunda Türkiye’de de kullanıma sunulacağı açıklanan Bosch Home Connect tam da bize göre :) Çünkü biz Y’ler hızı seviyoruz ve reklama değil içeriğe önem veriyoruz. Biraz üşengeciz, ancak yarattığımız teknolojiyi kullanma konusunda da oldukça çevik sayılırız. 

Cep telefonu teknolojisinde devrim yaratan Apple’ı ele aldığımızda yaptıkları inovasyon’un iPhone değil, iTunes olduğunu düşünüyorum. Ve bu açıdan bakınca Bosch Home Connect’in beyaz eşya sektöründe devrim yaratacağına inanıyorum. 

Yazımı tamamlarken, büyük bir keyifle okuduğum, hepimizin birer ‘’Trend Avcısı’’ olduğumuzu ve ‘’21. Yüzyıl  bir şeyler yaratanlar, empati kuranlar, kalıpların farkına varanlar ve anlam çıkaranların çağı olacak‘’ diyen, Magnus  Lindkvist’in Trend Avcısı kitabına göz atmanızı tavsiye ediyorum.

Güzel İzmir’den sevgi, saygılarla…

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere, esen kalın.

Faydalı Linkler;
 
1. http://www.informationisbeautiful.net/visualizations/the-internet-of-things-a-primer/ 
2. Future Decoded Conference in London https://www.youtube.com/watch?v=qx48cebnT80#t=500.857807
3. Türkiye İnovasyon Haftası in İzmir - https://www.youtube.com/watch?v=gGmj0Hwvb04


Kaynakça

1. (Makale - İzmir Ekonomi Üniversitesi, Endüstri Sistemleri Mühendisliği Bölümü, Misafir Öğretim Görevlisi, İzmir - nejat.kutup@ieu.edu.tr)
2. http://socialmarketing.org/newsletter/features/generation3.htm
3. http://www.acikbilim.com/2013/09/dosyalar/nesiller-ayriliyor-x-y-ve-z-nesilleri.html