1)  Ailecek Anıtkabir’i ziyaret ettik. Hepimiz çok etkilendik. İtiraf ediyorum ben bayağı bir gözyaşı döktüm...

2)  Küçük oğlum Berke’nin doğum gününü kutladık. Artık 5 yaşında genç bir adam:) Kutlamalar sırasında yaptıkları hakkında
      yorum dahi yazamayacağım. Zaten artık tahmin edebildiğinizi düşünüyorum...

3)  Oğlanlar tatilde teknoloji kullanımında tavan yaptılar. Hatta bize yeni oyunlar ve oyun konsolları aldırmaya çalıştılar. Hala
      denemekteler, ama yemezler:)

BSH’nin ana söylemleri fütürizm ile bire bir örtüşüyor...

Biliyorsunuz teknoloji, gelecek ve inovasyon ile ilgili konulara özel ilgi duyuyorum. Çocuklarımı da bu anlayışla yetiştirmeye özen gösteriyorum. Bu alanlara odaklanınca doğal olarak yolunuz “fütürizm” ile kesişiyor. Başta teknolojik gelişmeler olmak üzere hemen her buluşun, değişimin altında fütürist bakış açısı yattığını görüyorum... Bu konuda daha çok yeniyim ancak okudukça ve öğrendikçe çok daha fazla ilgimi çekiyor, merakımı, araştırma arzumu tetikliyor...

Bu ilginin ana sebeplerinden biri de BSH’nin ana söylemlerinin fütürizm ile bire bir örtüşmesi. Fütüristler “geleceğin seyircisi değil, şekillendiricisi olmalıyız” diyorlar. BSH’nin de kurulduğu günden bu yana hedefi ve iddiası; beyaz eşya sektörünün geleceğini şekillendirmek. Ürünleri, teknolojisi, sürdürülebilirlik stratejisi ile beyaz eşya sektöründeki
standartları oluşturmak ve müşterilerinin, insanlığın yaşam biçimlerini şekillendirmek, enerji kaynaklarını verimli kullanacak buluşlar yapmak...

Peki nedir bu Fütürizm?

Çok basit bir anlatımla iş ve yaşam için olumlu gelecek tasarımına “fütürizm” ve bu tür bakış açısını benimseyenlere ise “fütürist” deniliyor. Fütüristler ise “uzgörüyle geleceği tasarlamak” olarak tanımlıyor. Valla, ne yalan söyleyeyim arada sırada konuşmalarımda  “uzgörü” gibi havalı tanımlamalar kullanmak çok hoşuma gidiyor :)